Karanlığın Sol Eli – Ursula K. Le Guin

Karanlığın Sol Eli, Mülksüzler ile birlikte ödülden ödüle koşan, yazara bugünkü bilinirliğini kazandıran -ayrıca hem bilimkurgunun edebi bir tür olduğunu hem de bu türde kadınların da ses getirebileceğini kanıtlayan- eserlerinden biri olduğundan çok çok büyük bir beklentiyle başladım. Hayal kırıklığına uğradığımı söyleyemeyecek olsam da beklentimin birazcık altında kaldığını itiraf etmek zorundayım. Bunu da kendisinin Kraliçe Ursula’nın erken dönem eserlerinden biri olmasına bağlıyorum, 1967 yılında yazılmış (Mülksüzler ise 1974’de).

Karanlığın Sol Eli – Ursula K. Le Guin yazısının devamı

Reklamlar

Star Wars: Han Solo

Han, Asiler adına çok gizli bir görevde: Birkaç muhbir ve casusun kurtarılması gerek. Peki bu görev için göstermelik hikâyesi sizce ne ? Tabii ki hayatı boyunca kazanma hayali kurduğu yarışma, galaksideki en büyük ve kötü şöhretli yarış; Ejderha Boşluğu! Han böyle bir şöhret kazanma şansı varken göreve odaklanabilecek mi? Yoksa Leia’yı hayal kırıklığına uğratmanın sonu, kaybetmekten beter mi? Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Asiler arasındaki haini bulmak gibi küçük bir mesele daha var. Ejderha Boşluğu’nda işler kızışırken, tanıdık Wookie dostumuz köstebek avı konusunda Han’a yardım edebilecek mi?

Efsanevi uzay yarışı için bahislerinizi yatırın! Bizim paramız Han’a ve Millenium Falcon’a… On iki parseklik Kessel Rotası’nı bilen başka kimse yok sonuçta!

Ay’da 172 Saat – Johan Harstad

Ay’da 172 Saat, konu uzay olduğunda kendimi asla tutamadığım için kesinlikle okumam gerektiğini düşündüğüm bir kitaptı; arka kapakta yazan ‘Ay’a gitmek ister misiniz?’ yazısını görür görmez beni tavlamıştı ama maalesef ki içeriği bu hislerimi boşa çıkardı.

Öncelikle belirtmem gerekir ki bu bir bilimkurgu kitabı değil, bir gerilim kitabı, zaten bu durum benim için bir puan eksiyle başlamasına neden oldu. Hele ki Kurtulan Kızlar‘dan hemen sonra okumaya başlamak durumu daha da kötü hale getirdi.

Ay’da 172 Saat – Johan Harstad yazısının devamı

Yarının Aşkı – Éric Sadin

Hayallerimin teknolojisine ev sahipliği yapan kitap…

Geçen seneki İzmir fuarında Sel Yayıncılık standına bakınırken oradaki görevlinin tavsiye ettiği bir kitaptı Yarının Aşkı, arka kapağa göz attığım anda almaya karar vermiştim fakat okumaya ancak sıra gelebildi.


Yarının Aşkı, kişisel asistanlığını yaptığı sahibesine aşık bir yapay zekânın son 24 saatinde tuttuğu bir günlük niteliğinde, olaylı ya da maceralı bir kitap değil, empatik ve duygusal bir yapay zekânın hisleri hakkında. Zaten kısacık.

Yarının Aşkı – Éric Sadin yazısının devamı

Son ve Ötesi – Patrick Ness

Çok sevmek isteyip de hiç sevemediğim kitap: Son ve Ötesi…

Son ve Ötesi’yle henüz çevirisine dahi başlanmadan Aslı Dağlı sayesinde tanışmış, ilk iki bölümünü bir solukta okuyuvermiş ve basılıp da elime geçmesini sabırsızlıkla beklemiş, sonra da elimdeki yeni başladığım kitabı bırakıp hemen okumaya koyulmuştum. Kısaca beklentim çok çok yüksekti.

Son ve Ötesi – Patrick Ness yazısının devamı

Dünyaya Orman Denir – Ursula K. Le Guin

Ursula K. Le Guin’in ölüm haberini aldığımda çok üzüldüm ve elim doğal olarak kütüphanemdeki öksüz kalan kitaplarına gitti. Boynu bükük kitapların kederine ortak olurken Dünyaya Orman Denir’i elime almadan edemedim; kısacık bir kitap olduğundan da iki oturuşta bitiverdi.

Dünyaya Orman Denir, Hainish Cycle‘ın ikinci kitabı, serinin diğer kitapları gibi o da farklı bir gezegendeki yaşamı konu alıyor. Bir süre önce Avatar filminin konu olarak bu kitaptan ne kadar ekilendiğini duymuş ve kitabı daha da merak etmeye başlamıştım.


Dünyaya Orman Denir – Ursula K. Le Guin yazısının devamı