Sürgün Gezegeni - Ursula Le Guin

Sürgün Gezegeni – Ursula Le Guin

Ursula Le Guin’in erken dönem eserlerinden biri olan Sürgün Gezegeni, aynı zamanda Hainish Cycle serisinin bir parçası. Serinin her kitabı kendi içinde bütünlüğü olan ayrı ayrı okunabilecek kitaplar. Ben serinin diğer kitaplarını henüz  okumadım ama bu kitap bende diğerlerini de öne alma isteği uyandırdı.

Sürgün Gezegeni hakkında konuşmaya nereden başlayacağımı bilemediğim eserlerden. En baştan başlayayım o zaman.

Kitap Ursula Le Guin’in erkek karakterler hakkında yazmanın feminizmle ne kadar bağdaştığıyla ilgili biraz özeleştiri, biraz toplum eleştirisi içeren sunuşuyla açılıyor.  Yazara duyduğum saygının daha da artmasına neden olan bu sunuş bize spoiler olacak kadar çok bilgi vermese de kitabın başkahramanlarını tanıtıyor ve hikayenin gidişhatından bahsediyor.

Kitapta birçok alt konu ele alınmış, ben bana en tanıdık gelenden başlayacağım. Bir süreliğine yurtdışında yaşamış biri olarak ait olduğun toplumun değerlerini ve toplumsal bilgilerini bir yana bırakıp yeni dahil olmaya çalıştığın topluma ayak uydurmaya çalışma süreci benim için fazlasıyla tanıdık. Teknolojik olarak kendilerinin çok altındaki Sürgün Gezegeni’ne gönderilmiş ve muhtemelen orada unutulmuş Alterralıların yaşadıkları durum bu. Hayatlarını oraya ait olmadıklarını bilerek sürdürüyorlar ve Le Guin soruyor: Kişinin bir yere ait olmasını sağlayan şey nedir?

Ursula Le Guin, bu konuyla bağlantılı olarak bir de Krizalitler‘de de işlenen ‘gerçek insan’ konusunu ele almış. Her toplumun kendini üstün görmesinden kaynaklı olarak kendi ırkından insan diye bahsederken diğer ırkları daha aşağı görmesi. Günümüzde birçok anlamda çözüm adımları atılan bir problem olsa da kitabın yazıldığı 1966 yılında siyahi ırkın hala kendilerinin de insan olduğu, dolayısıyla beyazlarla aynı haklara sahip olmaları gerektiği konusunda zorlu savaşlar verdiği bir dönem ve kitabın ruhunda bu dönemin yankıları yer alıyor.

Bir diğer konu kitabın tanıtım metinlerinde ve arka kapağında kocaman yazılmış olan soru: Otorite kişinin kendisinden mi kaynaklanır, yoksa etrafındakilerden mi? Hikaye içinde bu sorunun cevabı asla net bir şekilde verilmese de benim yaptığım çıkarım daha çok kişinin kendisinden kaynaklandığını ele aldığı yönündeydi. Zira bence, gerçek anlamda tek bir lider yerine bir meclis tarafından yönetilen Alterralıların asıl liderinin Jacob Agat olmasının sebebinin onun sorumluluğu eline alıp halkının iyiliği için çalışmasını ve otoritesinin bundan kaynaklanmasından bahsediliyordu. Elbette, bu konu tartışmaya açık. Gerçek hayatta otoritenin kişinin çevresinden kaynaklı olduğunu düşündüğüm için çıkarımı bu şekilde yapmış da olabilirim.

Ayrıca yaşantılarını günlük olarak sürdüren geleceğe dair planları daima kısa süreli olan Tevarlı yerel halkın teknolojik gelişime kapalı olması, ilkel toplumlardaki çokeşlilik, evrim teorisindeki türlerin ortama adaptasyonu, ortak düşmana karşı birleşmek gibi muhtemelen bir kısmı gözümden kaçmış olan daha birçok alt konu var kitapta.

Ursula Le Guin kendisiyle yeni yeni tanışmaya başladığım bir yazar, hala okuma listemde sıra bekleyen birçok eseri var. Kendisini çok iyi tanımasam da bu kitaptaki kalemi beni şaşırtmadı. Yukarıda bahsettiğim alt metinlerin tamamı yalın ve durağan bir yazım diliyle ince ince işlenmişti. Ortaya hareketli ve okuyucuyu ters köşeye yatıran bir eser değil, sakin kafayla okunması ve üzerinde düşünülerek farklı anlamlar çıkartılması gereken bir eser çıkmıştı. Le Guin konusunda benden daha deneyimli kişilerin bu kitabın yazarla tanışmak için çok doğru olmadığını söylediğini de dile getirmeden geçmek istemiyorum.

Çevirisi Ekin Odabaş’ın ellerine emanet edilmiş. Kendisi, daha önce Çocukluğun Sonu çevirisini okuduğum ve çok beğendiğim, ‘Ben, Robotu’ onun çevirdiğini duyduğumda havalara uçtuğum bir çevirmen. Bu kitapta da kelime seçimleriyle harikalar yaratmıştı fakat bu sefer cümle sıralamalarıyla ilgili beni biraz zorladı. Elbette bu, düzelti sürecinden ya da benim cümle kuruş tarzımdan da kaynaklanıyor olabilir ama ikinci kez okumam gereken birçok cümleyle karşılaştım.

Kısacası okunması ve üzerinde bolca düşünülmesi gereken kısacık ama dolu dolu bir kitap Sürgün Gezegeni. Beni kitabı ilk bitirdiğimde değil de bu yazıyı yazmak için üzerinde düşündüğümde kendine bağladı. Böyle bir kitap arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.

Okuyup farklı alt metinler bulmuş, farklı çıkarımlar yapmış kişilerle uzun uzun tartışmak isterim…

Reklamlar

“Sürgün Gezegeni – Ursula Le Guin” üzerine bir düşünce

Yorum Yap

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s