Biz, Ölümlüler - Patrick Ness

Biz, Ölümlüler – Patrick Ness

Patrick Ness’le resmi olarak tanışma vaktim gelmiş de geçiyordu; Biz, Ölümlüler’in konusunu duyduğumda da vurulmuştum, ee dolayısıyla kitap elime geçtiği gibi bitti.

Herkes seçilmiş kişi olmak zorunda değil.

Kitabın temelde ele aldığı fikir bu; herkes dünyayı kurtaran, vampirlerle aşk yaşayan, ruh emici hayaletle savaşan, ölümsüzlerin dünyayı gele geçirmesini engelleyen o özel çocuklardan olamaz. Mükemmel bir başlangıç fikri, değil mi? En azından bence öyleydi.

Yazar her bölümün girişinde bize kısa kısa o seçilmiş çocukların ya da onun deyimiyle ‘indie çocukların’ yaşadıkları sıradışı olayları özetlerken bölümün geri kalanında normalde bu indie çocukların arka planında kalan, olayları ne olduğunu tam anlamadan izleyen ve tek arzuları lise hayatların son haftalarını huzur içinde geçirmek olan dört kişilik bir arkadaş grubunun hikayesini anlatıyor. Yani gençlik edebiyatının fantastik alt türünde çok çok çok çok sık kullanılan klişe seçilmiş kişi hikayesiyle alay ediyor.

Öncelikle seçilmiş kişi mantığını ele alalım. Evet çok kullanıldı, evet kendisi bir klişe ama bunun nedenleri var. Elbette asıl neden bunun okuması keyifli bir eser ortaya koymaya elverişli olması ama tek neden bu değil, bu okuru ayağa kaldırıp kitaptakinden çok daha basit olan kendi canavarlarıyla savaşmaya ve bu savaştan galip çıkmak için elindekileri kullanma iten bir anlatım. Yani aslında herkes kendi hikayesinin seçilmiş kişisi, tek yapması gereken hareket geçip hikayeyi mutlu sona erdirmek olduğu mesajı taşıyorlar.


Yine de bu klişeyle dalga geçmek güzel bir fikir. Yazar böylece okurun kendini daha özdeşleştirebileceği karakterler ve hikaye ortaya koymaya çalışıyor. Ben işte tam bu noktada sorun yaşadığına inanıyorum.

Hikayenin anlatıcısı Mike. Mike obsesif kompülsif bozukluktan muzdarip, kendini içinden çıkmak istese de yardım almadan çıkamadığı döngülerde buluyor. Ablası ve yakın arkadaş grubunun bir üyesi olan Mel ise iyileşmekte olan bir anoreksik. Hırslı bir siyasetçi olan anne ve zararsız ama alkolik bir babanın çocukları. En yakın arkadaşı Jared eşcinsel bir çeyrek tanrı. Annesi tarafından terk edilmiş ve babası Mike’la Mel’in annelerinin en büyük rakibi. Mel’in en yakın arkadaşı olarak gruplarının bir parçası olan aşık olduğu kız Henna ise misyoner bir ailenin yarı Afrikalı, yarı Fin kızı ve ağabeyinin kaybetmiş. Yani baş karakterlerimizin hiçbiri aslında sıradan değil. Hepsinin kendine ait güçlü ve zayıf yanları olan, aslında indie çocuklardan çok  da farklı olmayan karakterler.

Normal şartlar altında bu karakterlerin hikayelerini anlatırken onları seçilmiş kişi olarak konumlandırmak hiç de zor değil. Kurguyu çok az değiştirerek Mike ve Jared’ı seçilmiş kişi olarak konumlandırıp aynı hikayeyi anlatabilirsiniz. Elbette bu muhtemelen yazarın bize anlatmaya çalıştığı şey: Hiçbirimiz sıradan değiliz. Yani konu yine yukarıda bahsettiğim, herkes kendi hikayesinin seçilmiş kişisi anlatımına dönüyor.

Bu bence bir sorun değil ama anlatım en basit tabiriye yavan. Evet, kitap sürükleyici, insan eline aldığı gibi bitiriyor ama anlatımda bir şeyler eksik sanki. Belki de benim Patrick Ness’ten beklentilerim çok yüksekti…


Çeviri ve editörlük konusuna gelirsek… More Than This sayesinde Patrick Ness’in çevirilmesi ne kadar zor bir yazar olduğuna aşinayım, kullandığı basit cümleleri altına gizlediği derin anlamları kaçırmadan ve cümlelerin o basitliğini bozmadan Türkçe’ye aktarmak gerçekten beceri isteyen bir iş. Çevirmen Berke Kılıç bunu başarmak için çabalamış ve çoğunlukla da başarmış, ki bu kendisinin ilk çevirisiymiş. Yine de arada sorunlu cümleler kalmış. Bu, büyük ihtimalle editörlükle rahatça çözülebilecekken sanırım çevirmenin daha önce editörlük yapmasına güvenilerek çok dikkat edilmeden basılmış, keşke öyle olmasaymış da biz de daha keyifli şekilde okuyabilseymişiz.

Kısaca kitap mükemmel değil, hatta mükemmel olmaktan çok uzakta ama bence yine de okunması gerekiyor… Seçilmiş kişi anlatımlarının dışında bir şeyler görmeyi, bu anlatımların eksik yanlarının fark etmeyi, psikolojik rahatsızlıklarla başa çıkmanın nasıl bir şey olduğunu ve gerçekten de herkesin kendi hikayesinin baş kahramanı olduğunu görmek için.

Reklamlar

One thought on “Biz, Ölümlüler – Patrick Ness”

Yorum Yap

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s