Canavarın Çağrısı - Patrick Ness

Canavarın Çağrısı – Patrick Ness

Canavarın Çağrısı beni dün gece uykusuz bırakmak suretiyle bitti. Baştan uyarayım fazla sürükleyici bir kitap. 80. sayfadan sonra falan elinizden bırakması mümkün değil, kendinizi ona göre ayarlayıp başlayın benim gibi uykusuz kalmayın.

Evet, kitap sürükleyici ama nefessiz kalacağınız bir macera romanı beklemeyin. Sürükleyiciliğinin temeli kitabın dili ve hikâyenin sizinle kurduğu duygusal bağ.


Kitap Connor’ın hikâyesini anlatıyor. 13 yaşındaki Connor’ın annesi kanser, babası ise onları terk edip kendisine yeni bir aile kurmuş. Bir de hiç anlaşamadığı titiz mi titiz bir annenesi (kitapta büyükanne olarak çevirilmiş) var. Okuldaki herkes annesi hasta olduğundan kendisine anlayışlı yaklaşmaya çalışsa da okulun kabadayılarıyla başı dertte. Her gece gördüğü kabuslar ise cabası…

Ne kadar da karanlık bir tablo çizdim, değil mi?  Bu kitap gerçekten karanlık bir dram.  İnsanın içini ısıtan, yüzünde tebessüm oluşturan bir sıcaklığı yok, tam tersi boğazınıza bir yumru oturtuyor ve gözlerinizi dolduruyor.


Kitap bir canavarın ortaya çıkmasıyla başlıyor. Connor geceyarısını biraz geçe gördüğü kabus sebebiyle uyanıyor ve ona seslenen canavarı duyuyor. Fakat karşısındaki kabuslarındaki, ödünü koparan canavar değil. Bu canavar Connor’ın ilgisini çekmeyi başardıktan sonra ona üç hikâye anlatacağını ve sonrasında Connor’ın kendi hikâyesini, kabuslarında gördüğü gerçeği anlatması gerektiğini söylüyor. Bir de ekliyor, beni sen çağırdın.

Bu noktada kitabın içindeki hikâyelere değinmek istiyorum. Hepsi masal klişeleriyle dolu olacakmış gibi başlasa da hiç öyle değiller, Patrick Ness hem Connor’ı hem de biz okuyucuları her seferinde ters köşeye yatırmayı başarıyor.


Patrick Ness’le Biz, Ölümlüler kitabında tanışmıştım ve açıkcası o kitabını çok beğenmemiştim, birçok kişi de onun kötü bir Ness romanı olduğu konusunda benimle hem fikirdi. Kendisine doğru kitapla tekrar şans verdiğim için çok mutluyum.

Canavarın Çağrısı bana Neil Gaiman kitaplarını anımsattı, benzer bir naifliği var. Hatta kitabın sonlarına doğru uykusuzluk iyice başıma vurduğunda Gaiman’ın o doğaüstü ama gerçekçi dünyalarından birinde olduğumu hissettim. Sanırım temel fark daha dramatik olmasıydı.


Canavarın Çağrısı baskısından bahsedilmeye değer kitaplardan, Tudem Yayınları gerçekten çok başarılı bir baskı ortaya koymuş.

Kitap boyunca bize eşlik eden Jim Kay çizimleri ise tek kelimeyle mükemmel. Tarzıyla, tekniğiyle tam bu kitabın karanlık ve dramatik dünyasına yakışan çizimler olmuş.


Bir tebrik de çevirmeni Arif Cem Ünver’e gitmeli. Beni mutsuz eden büyükanne tercihi dışında (ki yanlış diyemem sadece benim gözümü tırmalıyor, bence anneanne daha doğru bir seçim olurdu) Patrick Ness’in basit görünen karmaşık cümlelerini ruhunu kaybetmeden ve son derece akıcı bir biçimde türkçeleştirmiş.


Kısacası Canavarın Çağrısı bir çocuk kitabı değil, sindirmesi kolay bir kitap da değil ama benim mutlaka okunmalı dediğim kitaplardan biri oldu. Her şeyiyle kelimenin tam manasıyla mükemmeldi.

Reklamlar

Yorum Yap

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s