Son ve Ötesi - Patrick Ness

Son ve Ötesi – Patrick Ness

Çok sevmek isteyip de hiç sevemediğim kitap: Son ve Ötesi…

Son ve Ötesi’yle henüz çevirisine dahi başlanmadan Aslı Dağlı sayesinde tanışmış, ilk iki bölümünü bir solukta okuyuvermiş ve basılıp da elime geçmesini sabırsızlıkla beklemiş, sonra da elimdeki yeni başladığım kitabı bırakıp hemen okumaya koyulmuştum. Kısaca beklentim çok çok yüksekti.

Neden?

Çünkü kitap tanıtım yazısı ve ilk iki bölüm son derece merak uyandırıcıydı. Çünkü yazarı Patrick Ness’ti ve Biz, Ölümlüler kitabını o kadar beğenmediysem de kalemini daha iyi yansıttığı söylenen Canavarın Çağrısı favori kitaplarım arasına girmeyi başarmıştı. Çünkü Aslı Dağlı çeviriyordu ve kendisi de bu kitaba bayılmıştı. Çünkü kitabı okuyan neredeyse herkes hayran kalıyordu.

Kısaca mantıken bunun çok beğenmem gereken bir kitap olması gerekiyordu… Bir solukta okuyup bitirmem… Ama tam anlamıyla hayal kırıklığıyla karşılaştım. 😦


Bir kez daha, ‘Peki neden?’ diye soracağım.

Patrick Ness karakterin içinde bulunduğu dünyanın kasvetini, karakterin duygu durumunu, yaşanan olayların önemini vurgulamak için olsa gerek bolca tekrara başvurmuştu.

Örneğin kitabın en başındaki yalnızlık hissi… Neredeyse her sayfada bize karakterin tek başına olduğunu hatırlatıyordu. Orada başka hiç kimse olmadığını… Yalnız olduğunu… Bir başına olduğunu… Yanında kimsenin olmadığını… Hem de hiç kimsenin…

Sanırım demek istediğimi anlamışsınızdır ama yazar gibi yapıp bir kere daha tekrar etmekten kendimi alıkoyamıyorum: Tek başınaydı…

Bu tekrarlar yarıya inse dahi elimizde novelladan daha uzun olmayacak bir kitap kalır gibi hissettim ve açıkcası zekâma hakaret ediliyormuş gibi… Kitabın birkaç yerinde, ‘Tamam anladık!’ diye bağırmamak için kendimi tutmam gerekti. Bu tarz kitapları hiç sevmem.


Yazım tarzından benim gözümde sınıfta kaldıysa da konusuyla ve konuyu ele alışıyla vereceğim puanı yükseklere taşıyabilirdi ama benim için bunu da yapamadı.

Sayfaların arasında gizli devasa bir metaforu gözden kaçırmıyorsam -ki her daim kaçırıyor olma ihtimalim var- kitap hiçbir şey anlatmıyordu. İçinden çıkarabileceğim tek mesaj, ‘Hayat aslında güzel, karamsarlığa kapılsanız da intiharı düşünmeyin; sizden kötü hayatlar yaşayanlar da var,’ olabilir. Ötesi var. Peki!

Kitap boyunca karşımıza çıkan milyonlarca gizem var ve bunların bir kısmı mantıklı şekilde çözülse de bir kısmı da havada kalıyor. Evet, sonunu okuyucuya bırakan kitapları severim ama bu kitap okuyucuya o sonu farklı şekillerde kurgulayabilecek kadar bilgi vermiyordu ki… Bilemiyorum, dediğim gibi belki de ben bir noktayı fena halde ıskalıyorumdur…


Çeviri, editörlük, kapak, vesaire bunlara hiç lafım yok gayet güzellerdi. Ama sonuçta yazarın yazdıklarını beğenmeyince sırf bunların güzelliği kitabı kurtaramıyor.


Bu kadar söylenmenin sonunda kısaca Son ve Ötesi’ni sevmedim, sevemedim. Kitap bittiğinde resmen sinirimden elimden fırlattım.

Reklamlar

Yorum Yap

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s