Karanlığın Sol Eli - Ursula K. Le Guin

Karanlığın Sol Eli – Ursula K. Le Guin

Karanlığın Sol Eli, Mülksüzler ile birlikte ödülden ödüle koşan, yazara bugünkü bilinirliğini kazandıran -ayrıca hem bilimkurgunun edebi bir tür olduğunu hem de bu türde kadınların da ses getirebileceğini kanıtlayan- eserlerinden biri olduğundan çok çok büyük bir beklentiyle başladım. Hayal kırıklığına uğradığımı söyleyemeyecek olsam da beklentimin birazcık altında kaldığını itiraf etmek zorundayım. Bunu da kendisinin Kraliçe Ursula’nın erken dönem eserlerinden biri olmasına bağlıyorum, 1967 yılında yazılmış (Mülksüzler ise 1974’de).

Karanlığın Sol Eli, cinsiyetsiz (androjen) bir toplumun, zor koşullarda yaşanan bir gezegenin ve bu gezegeni Ekumen gezegenler birliğine katılmaya ikna etmek amacıyla gelen bir elçinin hikâyesi. Aslında bizim okuduğumuz şey Elçi Genri Ai’nin Kış gezegeninde yaşadıklarına dair raporu.

Cinsiyetsiz toplum fikrini gerçekten çok beğendim, zaten kitabın çığır açtığı nokta da bu (hatta Ann Leckie de Radch İmparatorluğu serisinde bu fikirden yola çıkıyor). İnsanların ayın sadece belli bir bölümünde cinselliği düşünecek hormonal yapıya sahip olması, bu dönemlerde kadın ya da erkek cinsiyetine bürünebilmesi fikri müthiş ve bunun yaratacağı toplumsal etkiler çok çok iyi işlenmiş. Bir insanın hem anne hem baba olabilmesinin, cinselliğin özgürce yaşanabilmesinin, cinsel kimliklerin önemsiz oluşunun toplum üzerindeki etkileri…

Ama aynı konuyla ilgili bir sorunum da var; her ne kadar kitabın genelini bu cinsiyetsiz toplumu anlamak da güçlük çeken Bay Ai’nin kaleminden okuyorsak da karakterlerin hepsinin ‘adam’ olarak tasvir edilmesinin, Ai’nin onların kadınsı yanlarını fark etmesinin, günümüz dünya toplumunda genel olarak erkeklere atfedilmiş rollerde gördüğümüz karakterlerin okuyucuya erkek olarak verilmesinin istenilen etkiyi bir miktar azalttığını düşünüyorum.

Bir diğer takıldığım şey de Le Guin’in okuyucunun ağzına bir parmak bal çalıp çalıp sonra konunun ayrıntılarına dönmemesiydi. Örneğin din, teknolojik gelişim, savaş, telepati gibi konular. Evet, tüm bunların ve daha fazlasının ayrıntılarıyla incelenemeyeceğinin farkındayım, ortaya karman çorman bir şey çıkar ve benim zihnimde çeşitli şimşekler çakmasını sağladı ama… Ne bileyim, belki de kitaptan üçüncü gözümü açmasını falan bekliyordum.


Yazım dili olarak da beni bugüne kadar en zorlayan Ursula K. Le Guin kitabı oldu ki öncesinde dört kitabını okumuştum. Yer isimleri, terimler, kişi isimleri okurken birbirine girdi.

Kısacası ne kadar üzülsem de benim için zor okunan ve favorilerimin arasına giremeyen bir kitap oldu.

Reklamlar

Yorum Yap

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s