Kategori arşivi: Bilimkurgu

Dünyaya Orman Denir – Ursula K. Le Guin

Ursula K. Le Guin’in ölüm haberini aldığımda çok üzüldüm ve elim doğal olarak kütüphanemdeki öksüz kalan kitaplarına gitti. Boynu bükük kitapların kederine ortak olurken Dünyaya Orman Denir’i elime almadan edemedim; kısacık bir kitap olduğundan da iki oturuşta bitiverdi.

Dünyaya Orman Denir, Hainish Cycle‘ın ikinci kitabı, serinin diğer kitapları gibi o da farklı bir gezegendeki yaşamı konu alıyor. Bir süre önce Avatar filminin konu olarak bu kitaptan ne kadar ekilendiğini duymuş ve kitabı daha da merak etmeye başlamıştım.


Dünyaya Orman Denir – Ursula K. Le Guin yazısının devamı

Reklamlar

Geliş – Ted Chiang

Ted Chiang’ın birbirinden kafa yakıcı sekiz öyküsünden oluşan Geliş bir solukta bitebilecek bir öykü derlemesiyken aylarca elimde sürünen bir kitaba dönüştü ama bunun temel sebebi benim ruh halimdi. Tabii bir de öykü okumayı beceremediğim gerçeği…

Geliş – Ted Chiang yazısının devamı

Warcross – Marie Lu

Uzun süredir buraları ihmal ettiğimin farkındayım, bunun ana sebebi elime aldığım kitapları bir türlü bitirememdi. Çeviriye gittiği günden beri merak içinde beklediğim Warcross sağ olsun bu döngüden çıkabildim.

Warcross gerçekten bir solukta okunabilen bir kitap ve türünün iyi örneklerinden biri.

Warcross – Marie Lu yazısının devamı

Merhamet – Ann Leckie

Merhamet bence mükemmel bir seriye yaraşan bir son oldu. Kudret’in sonunda şöyle demiştik:

“Hayalet Geçidin diğer tarafında düşman bir savaş gemisi var, Radch’ın Efendisi’nin yarısı her an saldırabilir ve Presgerler gelip tercümanlarına ne yaptığımızı öğrenmeyi talep edebilir. Bu kadar mı, yoksa dahası da mı var?”

Merhamet elbette hepsini ve daha fazlasını anlatıyor. Yine bol miktar çay içeren kitapta sonun ne şekilde bağlanacağı son sayfalara kadar kendini belli etmiyor…

Dönüş – Robert Charles Wilson

Dönüş vaktim olsa tek, en fazla iki oturuşta rahatça bitirebileceğim kadar akıcı ve keyifli bir kitaptı. Yazar Robert Charles Wilson’la birkaç ay önce Darwinya ile tanışmıştım. Darwinya’yı keyifle okusam da eksikleri olduğunu düşünmüştüm; Dönüş ise bence tam anlamıyla olmuş bir kitap.

Dönüş – Robert Charles Wilson yazısının devamı

Tanıtım: M4Y4 Nesil – Ş. Yüksel Yılmaz

Kayıp Rıhtım‘da yılın en iyi Türk bilimkurgusu seçilen M4Y4’ün ikinci kitabını herkeslerden önce okumanın keyfini sürdüğüm doğrudur! 😁😁😬

İlk kitapta gizemlerinin çözüldüğü yerden devam ediyoruz ve ‘aa aaa, yoksa hepsi çözülmemiş miydi?’ diye sormaya başlıyoruz.


Evet, tüm gizemler ilk kitapta bitmemiş. M4Y4 Nesil’de de ilk kitapta olduğu gibi macera dozu çok yüksek. Yazarı, sevgili dostum Ş. Yüksel Yılmaz, ilk kitaba dair aldığı eleştirileri sonuna kadar içselleştirmiş ve kalemine aktarmış durumda. Nesil, ilk kitabın karmaşık yapısından uzaklaşıp su gibi akıp giden bir kitap olmuş ama bunu yaparken hikayenin değerinden de hiçbir şey kaybetmemiş!

Raflarda yerini almış olan M4Y4 Nesil’i kaçırmayın…

Tanıtım: M4Y4 Nesil – Ş. Yüksel Yılmaz yazısının devamı

1984 – George Orwell

Bu kitap hakkında şu ana kadar söylenmemiş ne söyleyebileceğimden emin değilim… Öncelikle çokça söylenmiş bir noktadan başlayayım, mutlaka okuması gereken bir eser, özellikle de günümüzde. Hatta sanırım kişinin hayatının farklı evrelerinde okuyup farklı noktalarından ders çıkarması gerekiyor.

1984 – George Orwell yazısının devamı

Darwinya – Robert Charles Wilson

Darwinya bir Jules Verne macerası misali başlayıp yüzüncü sayfayı geçtikten sonra okuyucusun midesine attığı bir yumrukla çok farklı bir şeye dönüşen bir kitap.

1912’de, insanlık tarihini altüst eden bir ‘mucize’yle başlıyor kitap; Avrupa kıtası, üzerindeki tüm canlılar ve yapılarla birlikte bir anda ortadan yok oluyor ve onun yerinde dünya üzerinde hiç görülmemiş canlılarla kaplı Darwinya beliriyor. Kitap boyunca bu ‘mucize’nin nedenleri ve sonuçlarını öğreniyoruz. Darwinya – Robert Charles Wilson yazısının devamı

Triffidlerin Günü – John Wyndham

Triffidlerin Günü bir solukta okunan ama dolu dolu bir kitap. Wyndham’ı okurken Krizalitler‘de de olduğu gibi yine sanki kitap 1950lerde değil de, günümüzde 2000lerde yazılmış hissine kapıldım çünkü bahsi geçen kaygıların bir çoğu hâlâ taze.

Kitabın arkasının okuduğunuzda size B sınıf Amerikan filmleri senaryolarından farksız görünebilir. Triffid adı verilen, yürüyebilen, insanları sokabilen, zehirleri kişiyi öldürebilecek kadar güçlü, etobur bitkiler izleyen herkesi kör eden bir meteor yağmuru sonrasında kölelikten kurtulup ekosistemde bir basamak tırmanarak insanların avcısı halini alıyorlar.

Triffidlerin Günü – John Wyndham yazısının devamı