Kategori arşivi: Distopya

Triffidlerin Günü – John Wyndham

Triffidlerin Günü bir solukta okunan ama dolu dolu bir kitap. Wyndham’ı okurken Krizalitler‘de de olduğu gibi yine sanki kitap 1950lerde değil de, günümüzde 2000lerde yazılmış hissine kapıldım çünkü bahsi geçen kaygıların bir çoğu hâlâ taze.

Kitabın arkasının okuduğunuzda size B sınıf Amerikan filmleri senaryolarından farksız görünebilir. Triffid adı verilen, yürüyebilen, insanları sokabilen, zehirleri kişiyi öldürebilecek kadar güçlü, etobur bitkiler izleyen herkesi kör eden bir meteor yağmuru sonrasında kölelikten kurtulup ekosistemde bir basamak tırmanarak insanların avcısı halini alıyorlar.

Okumaya devam et Triffidlerin Günü – John Wyndham

Kurma Kız – Paolo Bacigalupi

Kurma Kız böğrüme bir bıçak sapladı ve onu çevirdikçe çevirdi…

Kitap batmakta olan bir dünyayı tasvir ediyor, 23. yüzyıldayız ve günümüzde öngördüğümüz felaketlerin hepsi gerçekleşmiş. İklim değişiklikleri sonucu dünyanın büyük bir kısmı sular altında kalmış, karbon temelli yakıtların tükenmesiye büyük bir enerji krizi yaşanmaya başlamış, kitapta kalori şirketleri adıyla anılan ve günümüzdeki tohum üretip satan şirketlerin bir yansıması olan kapitalist güçler bitkilerde oluşan çeşitli hastalıkların da yardımıyla açlık tehdidiyle neredeyse tüm insanlığı  boyundurluğu altına almış, biyoteknolojideki bilinçsiz gelişmeler doğal ekosistemin çöküşünü sağlamış…  Peki, insanlık tüm bunlardan ders çıkarmış mı?

Okumaya devam et Kurma Kız – Paolo Bacigalupi

Kusursuzlar – Louise O’Neill

Kusursuzlar dönemin en popüler türlerinden biri olan bir gençlik edebiyatı distopyası. Feminist bir gençlik distopyası. Fakat bu kitap türün olağan akışının -kendine güveni çok yüksek olmayan bir kızı al, güçlü yanlarını keşfetsin, bir erkekle tanışsın  (bu ikisinin sırası değişebilir), ikisi birlikte dünyayı kurtarsınlar- dışına çıkmış.

Kitabın kapağını açtığınızda kendinizi her kadının tüylerini diken diken edeceğine inandığım bir dünyanın içinde buluyorsunuz. Gelecekteyiz, bir felaket yaşanmış ve nüfus çok ciddi oranda düşmüş. Kadınların girdiği erkek çocuk doğurma yarışı ve bu konudaki bilimsel gelişmeler sonucunda kız çocuklarının neredeyse doğmaz oluşu, doğanların ise öldürülüşü genetik mühendislerini havva adı verilen kadınları tasarlamaya itmiş.

Okumaya devam et Kusursuzlar – Louise O’Neill

Parazit – Jessica Shirvignton

Parazit hem iyi hem de kötü yanları olan keyifli bir gençlik edebiyatı distopyası. İnsanların micro çipler ve M-Bant adı verilen arayüzleri takmaya zorunlu olduğu yakın bir gelecekte geçiyor. Yarattığı dünyadaki temel teknolojik değişikli bu olduğundan ve dünya diğer açılardan günümüze çok yakın olduğundan bana Black Mirror bölümlerini hatırlattı.

Okumaya devam et Parazit – Jessica Shirvignton

Zaman Makinesi – H. G. Wells

H. G. Wells’in 1895’te kaleme aldığı bu eser, henüz göreliklik teorisinin ya da kuantum fiziğinin keşfedilmediği yıllarda ortaya çıkmış olmasına rağmen bilimsel altyapısı günümüzde dahi fazla sarsılmamış bir kitap. Ayrıca kendisi zaman makinesi ve zamanda yolculuk kavramlarının edebiyattaki ilk örneklerinden biri.

Okumaya devam et Zaman Makinesi – H. G. Wells

Mars Yıllıkları – Ray Bradbury

Şimdi nereden başlasam… Öncelikle 1949 yazılmış bir kitaptan bahsediyoruz, yani insanlık daha aya gidememişken Ray Bradbury Mars’ta koloni kurmaktan bahsediyor. Bu durumun doğal olarak günümüzdeki bilimsel verilerle değerlendirildiğinde bu kitabın daha fantastik türüne kaymasına neden oluyor ama Jules Verne’de olduğu gibi tarihin koşullarına göre değerlendirerek bunu görmezden gelebiliriz.

Okumaya devam et Mars Yıllıkları – Ray Bradbury

Krizalitler – John Wyndham

Gerçekten çok keyifle okuduğum bir kitap oldu.

Krizalitler bizi post apokaliptik bir dünyaya götürüyor. Aslında felaketin ne olduğunun tam olarak bilmiyoruz fakat canlılarda görülen mutasyonlar bize her ne olduysa bunun nükleer bir durum olduğunu tahmin ettiriyor. Waknuk köyündeki David’in hikayesini okuyoruz. Waknuk köyü oldukça dindar ve tüm canlıların Tanrı’nın onları yarattığı şekilde olması gerektiğini düşünerek bunun dışında kaldığını var saydıkları her şeyi ‘Sapkınlık’ olarak nitelendirip yok etme yolunu seçen insanlarla dolu. David görünüş olarak gereken niteliklerin tümümü karşılasa da aslında o da bir mutant; David’in mutasyonu zihninde ve onun kendi gibi diğerleriyle konuşmadan iletişim kurabilmesini sağlıyor.

Okumaya devam et Krizalitler – John Wyndham