Gölün Dibindeki Ev – Josh Malerman

Aslı’nın yanına gidip yepyeni çevirisi Gölün Dibindeki Ev’i ele geçirdikten sonra dönüş yolunda elimdeki kitaba ara verip bu kitabı bir solukta bitirmeseydim olmazdı. Şimdi hazırsanız derin bir nefes alın çünkü gölün dibindeki bu imkânsız eve dalıyoruz…

Kitabın anlatıcıları ve neredeyse yegane kahramanları olan Amelia ve James’in hikayesi bu. Yeni filizlenen bir aşkın, yetişkinliğe atılan bir adımın…

“İkisi de on yedi yaşındaydı. İkisi de korkuyordu. İkisi de evet diyordu.”


Gölün Dibindeki Ev – Josh Malerman yazısının devamı

Reklamlar

Darwinya – Robert Charles Wilson

Darwinya bir Jules Verne macerası misali başlayıp yüzüncü sayfayı geçtikten sonra okuyucusun midesine attığı bir yumrukla çok farklı bir şeye dönüşen bir kitap.

1912’de, insanlık tarihini altüst eden bir ‘mucize’yle başlıyor kitap; Avrupa kıtası, üzerindeki tüm canlılar ve yapılarla birlikte bir anda ortadan yok oluyor ve onun yerinde dünya üzerinde hiç görülmemiş canlılarla kaplı Darwinya beliriyor. Kitap boyunca bu ‘mucize’nin nedenleri ve sonuçlarını öğreniyoruz. Darwinya – Robert Charles Wilson yazısının devamı

Triffidlerin Günü – John Wyndham

Triffidlerin Günü bir solukta okunan ama dolu dolu bir kitap. Wyndham’ı okurken Krizalitler‘de de olduğu gibi yine sanki kitap 1950lerde değil de, günümüzde 2000lerde yazılmış hissine kapıldım çünkü bahsi geçen kaygıların bir çoğu hâlâ taze.

Kitabın arkasının okuduğunuzda size B sınıf Amerikan filmleri senaryolarından farksız görünebilir. Triffid adı verilen, yürüyebilen, insanları sokabilen, zehirleri kişiyi öldürebilecek kadar güçlü, etobur bitkiler izleyen herkesi kör eden bir meteor yağmuru sonrasında kölelikten kurtulup ekosistemde bir basamak tırmanarak insanların avcısı halini alıyorlar.

Triffidlerin Günü – John Wyndham yazısının devamı

Alıntı: Triffidlerin Günü – John Wyndham

“Anlamaya çalışma zahmetine girdiklerinde kadınların en karmaşık ve hassas makineleri kullanabildiklerini ve kullandıklarını pekâlâ biliyorsun. Ama genelde, zorunlu olmadıkları sürece anlamaya çalışmaya zahmet etmeyecek kadar tembeller. Cazip bir çaresizlik geleneğinin kadınsı bir erdem olarak rasyonalize edildiği bir kültürde, yapmaları gereken işi başkasının üzerine yıkabildikleri sürece neden zahmet edecekler ki? Normalde, böyle bir yapmacıklığı yok etmek için uğraşmaya değmez. Tersine, herkesin teşvik ettiği bir tavır bu. Erkekler de zavallı sevgililerinin elektrikli süpürgelerini yiğitçe onararak ve patlamış ampullerini beceriyle değiştirerek destekledilerBütün bu saçmalık her iki taraf için de kabul edilebilirdi. Mizacınızın narinliğini ve erkeklere pek sevimli gelen bağımlılığınızı pratik sebepler tamamlıyordu ve ellerini kirletmek zorunda kalan erkek oluyordu.”

-Triffidlerin Günü, John Wydham

Kırmızı Üniformalılar – John Scalzi

Kırmızı Üniformalılar şu anda tam ihtiyacım olan kitaptı.  Scalzi’yle Yaşlı Adamın Savaşı ile tanışıp tarzını çok sevmiştim ve bu kitapta da beklediğimi tam olarak verdi; son derece akıcı, kolay okunana ve eğlenceli bir hikayeydi.

Hikaye uzay filosunun amiral gemisi olan Gözüpek adlı bir gemide geçiyor, gemiye yeni katılan bir grup tayfa kendilerinin de içine dahil olduğu rütbesiz askerlerin dış görevlerde çok sık öldüğünü keşfediyor ve bunun nedenini keşfedip buna bir çözüm bulmaya çalışıyor.

Kırmızı Üniformalılar – John Scalzi yazısının devamı

Kurma Kız – Paolo Bacigalupi

Kurma Kız böğrüme bir bıçak sapladı ve onu çevirdikçe çevirdi…

Kitap batmakta olan bir dünyayı tasvir ediyor, 23. yüzyıldayız ve günümüzde öngördüğümüz felaketlerin hepsi gerçekleşmiş. İklim değişiklikleri sonucu dünyanın büyük bir kısmı sular altında kalmış, karbon temelli yakıtların tükenmesiye büyük bir enerji krizi yaşanmaya başlamış, kitapta kalori şirketleri adıyla anılan ve günümüzdeki tohum üretip satan şirketlerin bir yansıması olan kapitalist güçler bitkilerde oluşan çeşitli hastalıkların da yardımıyla açlık tehdidiyle neredeyse tüm insanlığı  boyundurluğu altına almış, biyoteknolojideki bilinçsiz gelişmeler doğal ekosistemin çöküşünü sağlamış…  Peki, insanlık tüm bunlardan ders çıkarmış mı?

Kurma Kız – Paolo Bacigalupi yazısının devamı

Kusursuzlar – Louise O’Neill

Kusursuzlar dönemin en popüler türlerinden biri olan bir gençlik edebiyatı distopyası. Feminist bir gençlik distopyası. Fakat bu kitap türün olağan akışının -kendine güveni çok yüksek olmayan bir kızı al, güçlü yanlarını keşfetsin, bir erkekle tanışsın  (bu ikisinin sırası değişebilir), ikisi birlikte dünyayı kurtarsınlar- dışına çıkmış.

Kitabın kapağını açtığınızda kendinizi her kadının tüylerini diken diken edeceğine inandığım bir dünyanın içinde buluyorsunuz. Gelecekteyiz, bir felaket yaşanmış ve nüfus çok ciddi oranda düşmüş. Kadınların girdiği erkek çocuk doğurma yarışı ve bu konudaki bilimsel gelişmeler sonucunda kız çocuklarının neredeyse doğmaz oluşu, doğanların ise öldürülüşü genetik mühendislerini havva adı verilen kadınları tasarlamaya itmiş.

Kusursuzlar – Louise O’Neill yazısının devamı

Mülksüzler – Ursula Le Guin

Mülksüzler uzun zamandır adını duyduğum, bir süredir de kütüphanemde sıra bekleyen bir kitaptı. Nedense ‘Mülksüzler’ ismi bana itici geliyordu ve bir türlü elim kitaba gitmiyordu. Hainish Cycle’ın bir diğer kitabı Sürgün Gezegeni‘ni okuduktan sonra Mülksüzler isminin nereden geldiğiyle ilgili fikir sahibi oldumu sanmıştım fakat çok yanılmışım…

Yine de okurken iyi ki bu kadar bekletmişim, şu an okumak için çok doğru bir zamanmış dedim. Bu kitabı 20li yaşlarımın başında okusaydım yine çok beğenirdim ama sanırım aynı anlamları çıkaramazdım.

Mülksüzler – Ursula Le Guin yazısının devamı