Tuhaf Masallar – Ransom Riggs

Bir varmış bir yokmuş, Tuhaf Masallar adında Yaprak’ın çeviriye gittiği günden beri merakla takip ettiği bir kitap varmış. Gel zaman git zaman, bu kitabın çevirisi ve editörlüğü tamamlanmış, kitap baskı için güzelce hazırlanmış, basılmış ve Yaprak’ın eline geçmiş. Yaprak da elindeki kitabı bitirir bitirmez bir çırpıda onu okuyuvermiş.

Tuhaf Masallar – Ransom Riggs yazısının devamı

Reklamlar

İkna Ulusu – George Saunders

Benim, “Ben öykü kitaplarını sevmiyorum!” çığlıklarıma karşılık Hazal Çamur’un “Hayır, bunu okumalısın!” ısrarıyla bana zorla aldırdığı İkna Ulusu’nu sonunda okumaya fırsat bulabildim. İtiraf etmek zorundayım ki haklıymış!

İkna Ulusu – George Saunders yazısının devamı

Ada Yanıyor – Lynne Matson

Biraz ergen aşk hikâyesi okumak istiyorum, hem hızlıca okur seriyi de bitirmiş olurum diyerek başladığım Ada Yanıyor elimde süründükçe süründü. Bunun kişisel bazı sebepleri olduğunu (çeviri yetiştirme telaşı, fuar, hastalık, vs.) inkar edemesem de bence kitapla da ilgisi vardı.

Ada Yanıyor – Lynne Matson yazısının devamı

Tanıtım: M4Y4 Nesil – Ş. Yüksel Yılmaz

Kayıp Rıhtım‘da yılın en iyi Türk bilimkurgusu seçilen M4Y4’ün ikinci kitabını herkeslerden önce okumanın keyfini sürdüğüm doğrudur! 😁😁😬

İlk kitapta gizemlerinin çözüldüğü yerden devam ediyoruz ve ‘aa aaa, yoksa hepsi çözülmemiş miydi?’ diye sormaya başlıyoruz.


Evet, tüm gizemler ilk kitapta bitmemiş. M4Y4 Nesil’de de ilk kitapta olduğu gibi macera dozu çok yüksek. Yazarı, sevgili dostum Ş. Yüksel Yılmaz, ilk kitaba dair aldığı eleştirileri sonuna kadar içselleştirmiş ve kalemine aktarmış durumda. Nesil, ilk kitabın karmaşık yapısından uzaklaşıp su gibi akıp giden bir kitap olmuş ama bunu yaparken hikayenin değerinden de hiçbir şey kaybetmemiş!

Raflarda yerini almış olan M4Y4 Nesil’i kaçırmayın…

Tanıtım: M4Y4 Nesil – Ş. Yüksel Yılmaz yazısının devamı

1984 – George Orwell

Bu kitap hakkında şu ana kadar söylenmemiş ne söyleyebileceğimden emin değilim… Öncelikle çokça söylenmiş bir noktadan başlayayım, mutlaka okuması gereken bir eser, özellikle de günümüzde. Hatta sanırım kişinin hayatının farklı evrelerinde okuyup farklı noktalarından ders çıkarması gerekiyor.

1984 – George Orwell yazısının devamı

Gölün Dibindeki Ev – Josh Malerman

Aslı’nın yanına gidip yepyeni çevirisi Gölün Dibindeki Ev’i ele geçirdikten sonra dönüş yolunda elimdeki kitaba ara verip bu kitabı bir solukta bitirmeseydim olmazdı. Şimdi hazırsanız derin bir nefes alın çünkü gölün dibindeki bu imkânsız eve dalıyoruz…

Kitabın anlatıcıları ve neredeyse yegane kahramanları olan Amelia ve James’in hikayesi bu. Yeni filizlenen bir aşkın, yetişkinliğe atılan bir adımın…

“İkisi de on yedi yaşındaydı. İkisi de korkuyordu. İkisi de evet diyordu.”


Gölün Dibindeki Ev – Josh Malerman yazısının devamı

Darwinya – Robert Charles Wilson

Darwinya bir Jules Verne macerası misali başlayıp yüzüncü sayfayı geçtikten sonra okuyucusun midesine attığı bir yumrukla çok farklı bir şeye dönüşen bir kitap.

1912’de, insanlık tarihini altüst eden bir ‘mucize’yle başlıyor kitap; Avrupa kıtası, üzerindeki tüm canlılar ve yapılarla birlikte bir anda ortadan yok oluyor ve onun yerinde dünya üzerinde hiç görülmemiş canlılarla kaplı Darwinya beliriyor. Kitap boyunca bu ‘mucize’nin nedenleri ve sonuçlarını öğreniyoruz. Darwinya – Robert Charles Wilson yazısının devamı

Triffidlerin Günü – John Wyndham

Triffidlerin Günü bir solukta okunan ama dolu dolu bir kitap. Wyndham’ı okurken Krizalitler‘de de olduğu gibi yine sanki kitap 1950lerde değil de, günümüzde 2000lerde yazılmış hissine kapıldım çünkü bahsi geçen kaygıların bir çoğu hâlâ taze.

Kitabın arkasının okuduğunuzda size B sınıf Amerikan filmleri senaryolarından farksız görünebilir. Triffid adı verilen, yürüyebilen, insanları sokabilen, zehirleri kişiyi öldürebilecek kadar güçlü, etobur bitkiler izleyen herkesi kör eden bir meteor yağmuru sonrasında kölelikten kurtulup ekosistemde bir basamak tırmanarak insanların avcısı halini alıyorlar.

Triffidlerin Günü – John Wyndham yazısının devamı

Alıntı: Triffidlerin Günü – John Wyndham

“Anlamaya çalışma zahmetine girdiklerinde kadınların en karmaşık ve hassas makineleri kullanabildiklerini ve kullandıklarını pekâlâ biliyorsun. Ama genelde, zorunlu olmadıkları sürece anlamaya çalışmaya zahmet etmeyecek kadar tembeller. Cazip bir çaresizlik geleneğinin kadınsı bir erdem olarak rasyonalize edildiği bir kültürde, yapmaları gereken işi başkasının üzerine yıkabildikleri sürece neden zahmet edecekler ki? Normalde, böyle bir yapmacıklığı yok etmek için uğraşmaya değmez. Tersine, herkesin teşvik ettiği bir tavır bu. Erkekler de zavallı sevgililerinin elektrikli süpürgelerini yiğitçe onararak ve patlamış ampullerini beceriyle değiştirerek destekledilerBütün bu saçmalık her iki taraf için de kabul edilebilirdi. Mizacınızın narinliğini ve erkeklere pek sevimli gelen bağımlılığınızı pratik sebepler tamamlıyordu ve ellerini kirletmek zorunda kalan erkek oluyordu.”

-Triffidlerin Günü, John Wydham