M4Y4 – Ş. Yüksel Yılmaz

M4Y4 uzun süre elimde süründükten sonra bitirebildiğim bir kitap oldu ama şu belirtmem gerekiyor ki bunun sebebi kitabın sürükleyici olmaması değildi; tam tersine kitap oldukça sürükleyici ama küçük puntolarla ve bölüm geçişlerinde sayfa atlama olmadan yazılmış. Yani göründüğünden çok daha uzun olan 424 sayfalık bu kitap, ‘beyin yakıcı’ diyebileceğimiz seviyede dikkat istediğinden ve ben onu okumaya yoğun olduğum bir dönemde başladığımdan bir türlü bitemedi.
Kitabın konusundan hiç bahsetmeyeceğim çünkü kendisi bol miktarda bilimkurgu öğesiyle süslenmiş gizemli bir macera, başlarken ne kadar az bilgi sahibi olursanız bu maceradan o kadar çok keyif alırsınız. Türk edebiyatında görmeye çok alışık olmadığımız bir türde olduğunu düşünsem de bu kitap öncesinde uzunca bir süre türk yazar kaleminden çıkma roman okumadığım için bu konuda ahkam kesemeyeceğim.
M4Y4 – Ş. Yüksel Yılmaz yazısının devamı

Reklamlar

Çeviri: Renkli Göğün Altında – Stacey Lee

Renkli Göğün Altında’ya son noktanın da konulmasıyla bir çeviriyi daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu çevirim, yakında Yabancı Yayınları tarafından basılacak. Yani benim için en sıkıcı dönemlerden biri başlıyor çünkü kitabın basılıp sizlerin yorumlarınızı görmeye başlamak için elimden gelen tek şey beklemek.
Çeviri: Renkli Göğün Altında – Stacey Lee yazısının devamı

İntihar Kulübü – Robert Louis Stevenson

İntihar Kulübü birbirlerine hoş şekillerde bağlanmış üç ayrı öyküden oluşuyor. Her öykünün başında bir karakter anlatılmaya başlıyor ve öykünün ortalarına doğru yaşadığı olay, bir noktada ilk hikayede geçen karakterlerle bağlanmaya başlıyor. Kitabın arka kapağındaki, ‘Hayattan bıktıysanız sizi bu gece bir buluşmaya götüreceğim.’ yazısı ise sadece ilk öykü hakkında bize fikir veriyor. Öykülerin hepsi Viktoria dönemi İngiltere’sinde geçiyor ve toplamda çok kısa bir zaman dilimin kapsıyorlar.

İntihar Kulübü – Robert Louis Stevenson yazısının devamı

Dünyanın Ucundaki Fener – Jules Verne

Dünyanın Ucundaki Fener sonunda bitti! Son sayfalarında bile kendimi zorla okuyormuş gibi hissettiğim bir kitap oldu…

Dünyanın Ucundaki Fener, Güney Amerika’nın en Güney’inde yer alan adalardan birine o bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak adına inşaa edilen feneri konu alıyor. Fenerin inşaasından sonra görevini başarıyla yerine getiren Arjantin bayraklı askeri gemi üç bekçiyi, üç ay sürecek nöbetleri için bu ıssız adada tek başlarına bırakıyor ama ada sandıkları kadar ıssız değil.

Dünyanın Ucundaki Fener – Jules Verne yazısının devamı

Leviathan Uyanıyor – James S. A. Corey

Leviathan Uyanıyor uzun süredir kütüphanemden bana göz kırpıp duruyordu, sonunda ani bir kadarla elime aldım.
Enginlik Serisi’nin bu ilk kitabına başlarken açıkcası ne bekleyeceğimi çok fazla bilmiyordum ve karşımda iyi kurgulanmış bir uzay operası buldum.

Leviathan Uyanıyor – James S. A. Corey yazısının devamı

Mezarlık Kitabı – Neil Gaiman

Mezaklık Kitabı oldukça beğenerek hızla okuduğum bir kitap oldu… Kitap Nobody Owens’ın maceralarını anlatıyor. Nobody sıradan bir çocuk tabii bir mezarlıkta büyüdüğünü saymazsak… Kitap bir dizi hissiyatı veriyor; her bölüm kendi içinde bir maceraya sahip ama bir de sezonun ana macerası var gibi. Bu bölümler arasında ilk başta biraz kesiklik yaratsa da alışınca sorun olmaktan çıkıyor.
Mezarlık Kitabı – Neil Gaiman yazısının devamı

Deliliğin Dağlarında – H. P. Lovecraft

Deliliğin Dağlarında 132 sayfalık kısacık bir kitap olmasına rağmen okuma süreci oldukça uzun sürdü.

Kitap bilimsel çalışmalar için Güney Kutbu’na giden bilimadamının hikayesini anlatıyor. Orada yaşadığı dehşeti bütün dünyadan saklamaya niyetli olsa da Antartika’ya yapılacak bir diğer keşif gezisini engellemek için anılarını gün yüzüne çıkarması gerekiyor ve bilinmezliğin gerilimiyle bizi sarmalayan bir hikaye başlıyor. Deliliğin Dağlarında – H. P. Lovecraft yazısının devamı