Etiket arşivi: İthaki Yayınları

Çeviri: Merdivenler Şehri – Robert Jackson Bennett

Bitti, bitti, bitti çığlıkları eşliğinde yeni çevirimi tanıtmaya geldim! İşte karşınızda Merdivenler Şehri, orijinal adıyla City of Stairs… İlahi Şehirler üçlemesinin ilk kitabı.

Sizi bir zamanlar İlahların buluştuğu şehir olan Bulikov’a davet ediyorum. İlahi duvarlarla çevrili, hiçbir yere varmayan merdivenlerle dolu, Yeryüzü Kürsüsü’ne ev sahipliği yapan Bulikov’a

Çeviri: Merdivenler Şehri – Robert Jackson Bennett yazısının devamı

Reklamlar

Dönüş – Robert Charles Wilson

Dönüş vaktim olsa tek, en fazla iki oturuşta rahatça bitirebileceğim kadar akıcı ve keyifli bir kitaptı. Yazar Robert Charles Wilson’la birkaç ay önce Darwinya ile tanışmıştım. Darwinya’yı keyifle okusam da eksikleri olduğunu düşünmüştüm; Dönüş ise bence tam anlamıyla olmuş bir kitap.

Dönüş – Robert Charles Wilson yazısının devamı

Alıntı: Dönüş – Robert Charles Wilson

“Onlardan neye inanmalarını istediğimizi düşün. Burada söz konusu olan global nüfusun astronomi bilgisi. Neredeyse Newton yasalarından öncesiyle sınırlı. Hayatın yeterli biyokütle elde edip kendini ve aileni beslemekten ibaretse, yıldızlar ve ay hakkında gerçekten ne kadar şey bilmen gerekir ki?”

-Dönüş, Robert Charles Wilson

Tuhaf Masallar – Ransom Riggs

Bir varmış bir yokmuş, Tuhaf Masallar adında Yaprak’ın çeviriye gittiği günden beri merakla takip ettiği bir kitap varmış. Gel zaman git zaman, bu kitabın çevirisi ve editörlüğü tamamlanmış, kitap baskı için güzelce hazırlanmış, basılmış ve Yaprak’ın eline geçmiş. Yaprak da elindeki kitabı bitirir bitirmez bir çırpıda onu okuyuvermiş.

Tuhaf Masallar – Ransom Riggs yazısının devamı

Gölün Dibindeki Ev – Josh Malerman

Aslı’nın yanına gidip yepyeni çevirisi Gölün Dibindeki Ev’i ele geçirdikten sonra dönüş yolunda elimdeki kitaba ara verip bu kitabı bir solukta bitirmeseydim olmazdı. Şimdi hazırsanız derin bir nefes alın çünkü gölün dibindeki bu imkânsız eve dalıyoruz…

Kitabın anlatıcıları ve neredeyse yegane kahramanları olan Amelia ve James’in hikayesi bu. Yeni filizlenen bir aşkın, yetişkinliğe atılan bir adımın…

“İkisi de on yedi yaşındaydı. İkisi de korkuyordu. İkisi de evet diyordu.”


Gölün Dibindeki Ev – Josh Malerman yazısının devamı

Darwinya – Robert Charles Wilson

Darwinya bir Jules Verne macerası misali başlayıp yüzüncü sayfayı geçtikten sonra okuyucusun midesine attığı bir yumrukla çok farklı bir şeye dönüşen bir kitap.

1912’de, insanlık tarihini altüst eden bir ‘mucize’yle başlıyor kitap; Avrupa kıtası, üzerindeki tüm canlılar ve yapılarla birlikte bir anda ortadan yok oluyor ve onun yerinde dünya üzerinde hiç görülmemiş canlılarla kaplı Darwinya beliriyor. Kitap boyunca bu ‘mucize’nin nedenleri ve sonuçlarını öğreniyoruz. Darwinya – Robert Charles Wilson yazısının devamı

Kırmızı Üniformalılar – John Scalzi

Kırmızı Üniformalılar şu anda tam ihtiyacım olan kitaptı.  Scalzi’yle Yaşlı Adamın Savaşı ile tanışıp tarzını çok sevmiştim ve bu kitapta da beklediğimi tam olarak verdi; son derece akıcı, kolay okunana ve eğlenceli bir hikayeydi.

Hikaye uzay filosunun amiral gemisi olan Gözüpek adlı bir gemide geçiyor, gemiye yeni katılan bir grup tayfa kendilerinin de içine dahil olduğu rütbesiz askerlerin dış görevlerde çok sık öldüğünü keşfediyor ve bunun nedenini keşfedip buna bir çözüm bulmaya çalışıyor.

Kırmızı Üniformalılar – John Scalzi yazısının devamı

2312 – Kim Stanley Robinson

Eveeet, 2312 yaklaşık bir aylık bir okuma süreci sonunda dün gece itibariyle bitti. Kitap o kadar çok şeye el atıyor ki saatlerdir ne yazsam, anlatmaya nereden başlasam diye düşünüyorum.

Yine her zamanki gibi en başından başlayıp konusundan bahsedeyim… 300 yıllık bir zaman sıçraması yapıyor ve kendimizi 2310lu yıllarda buluyoruz. İnsanlık güneş sisteminin tamamına yayılmış, çeşitli gezegenlerde ve uydularda dünyalaştırma çalışmaları sürdürüyor; tıbbi gelişmelerle insan ömrü ciddi anlamda uzamış , bu gelişmelerden faydalanan kişiler 200 yılı aşkın süre hayatta kalabiliyor; kuantum bilgisayarlar yaygınlaşmış ve insanların yanlarında ya da beyinlerinin içinde taşıyabilecekleri şekilde gelişmiş. Böyle bir evrenin içinde, başkarakterimiz Swan’ın büyükannesi Alex’in ölümüyle ilk belirtilerini gösteren, açıklanamayan birkaç olay yaşanmaya başlıyor.

2312 – Kim Stanley Robinson yazısının devamı

Alıntı: 2312 – Kim Stanley Robinson

“İnsanlar hâlâ el altındaki en ucuz robotlar değillerdi ama diğer yandan pek çok iş için onlardan daha uygun bir robot yoktu. Üstelik kendi kendilerine üreyebiliyorlardı da. Ortaya çıktıklarından beri nesillerdir durmaksızın çalışıyorlardı; günde üç bin kalori, birkaç kolaylık, azıcık istirahat vakti ve korkacakları bolca şey verdiğiniz taktirde onları hemen hemen her türlü işe koşabilirdiniz. Onlara kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak birkaç ilaç verdiğiniz taktirde somutlaşmış ve saat gibi çalışan bir işçi sınıfı elde ederdiniz.”

-2312, Kim Stanley Robinson