Alıntılar

Alıntı: Dönüş – Robert Charles Wilson

“Onlardan neye inanmalarını istediğimizi düşün. Burada söz konusu olan global nüfusun astronomi bilgisi. Neredeyse Newton yasalarından öncesiyle sınırlı. Hayatın yeterli biyokütle elde edip kendini ve aileni beslemekten ibaretse, yıldızlar ve ay hakkında gerçekten ne kadar şey bilmen gerekir ki?”

-Dönüş, Robert Charles Wilson

Reklamlar

Alıntı: Triffidlerin Günü – John Wyndham

“Anlamaya çalışma zahmetine girdiklerinde kadınların en karmaşık ve hassas makineleri kullanabildiklerini ve kullandıklarını pekâlâ biliyorsun. Ama genelde, zorunlu olmadıkları sürece anlamaya çalışmaya zahmet etmeyecek kadar tembeller. Cazip bir çaresizlik geleneğinin kadınsı bir erdem olarak rasyonalize edildiği bir kültürde, yapmaları gereken işi başkasının üzerine yıkabildikleri sürece neden zahmet edecekler ki? Normalde, böyle bir yapmacıklığı yok etmek için uğraşmaya değmez. Tersine, herkesin teşvik ettiği bir tavır bu. Erkekler de zavallı sevgililerinin elektrikli süpürgelerini yiğitçe onararak ve patlamış ampullerini beceriyle değiştirerek destekledilerBütün bu saçmalık her iki taraf için de kabul edilebilirdi. Mizacınızın narinliğini ve erkeklere pek sevimli gelen bağımlılığınızı pratik sebepler tamamlıyordu ve ellerini kirletmek zorunda kalan erkek oluyordu.”

-Triffidlerin Günü, John Wydham

Alıntı: 2312 – Kim Stanley Robinson

“İnsanlar hâlâ el altındaki en ucuz robotlar değillerdi ama diğer yandan pek çok iş için onlardan daha uygun bir robot yoktu. Üstelik kendi kendilerine üreyebiliyorlardı da. Ortaya çıktıklarından beri nesillerdir durmaksızın çalışıyorlardı; günde üç bin kalori, birkaç kolaylık, azıcık istirahat vakti ve korkacakları bolca şey verdiğiniz taktirde onları hemen hemen her türlü işe koşabilirdiniz. Onlara kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak birkaç ilaç verdiğiniz taktirde somutlaşmış ve saat gibi çalışan bir işçi sınıfı elde ederdiniz.”

-2312, Kim Stanley Robinson

Alıntı: Merhamet – Ann Leckie

“Eğlencelerin neredeyse tamamı ya zafer ya da felaketle sonuçlanır; ya mutluluğa ulaşılır ya da tüm umutların yok eden bir yenilgi yaşanır. Ama daima, sonun ardından yaşanan şeyler de vardır; daima ertesi sabah ya da bir sonraki gün, değişimler, kazançlar ve kayıplar olur. Hep bir adım daha ilerisi. Ta ki hiçbirimizin kaçamayacağı gerçek son gelene kadar. Ama o son bile küçüktür, bize ne kadar büyük görünse de. Hâlâ diğer herkes için ertesi sabah vardır. Evrenin geri kalan enginliği içinde o son hiç yaşanmamış gibidir.”

-Merhamet, Ann Leckie

Alıntı: Andrew Brawley’nin Sıradışı Hikayesi – Shaun David Hutchinson

“… yetişkinlerin en az bizim kadar zor durumda olduklarını fark ettim. Hiç kimse büyümüyordu. Hiç kimse hayatın bütün sırlarını çözemiyordu. Sadece yaşlanıp daha usta yalancılara dönüşüyorlardı.”

-Andrew Brawley’nin Sıradışı Hikayesi, Shaun David Hutchinson